14 Aralık 2014 Pazar

Hisarcık Kanyonu'ndaki son fiziksel değişim.



Bu sabah Hisarcık’a doğru yola çıktık. Amacımız, birkaç ay önce çok yüksek debili su hareketi/ altında kalan Hisarcık Kanyonu’nu görmek, yeni aldığım malzemelere bir siftah deyip drytooling yapmak ve 22 Şubat 2014’te geçirdiğim ama hayatta kaldığım ölümcül kaza mekanını tekrar görmekti.

Bir de dün doktorum Prof.Dr. Sinan Karaoğlu’nu ziyaret etmiş ve içimi kemiren o can sıkıcı endişeden kurtulmuştum. 27 Mart 2013’te olduğum ön çarpraz bağ ameliyatı üzerinden henüz bir yıl geçmeden yaşadığım üstteki kaza yüzünden dizime tekrar bir şey olup olmadığını merak ediyordum. Bilhassa bu yıl antrenman hiç yapamadığım için sol bacağım çok zayıftı ve merdiven inip çıkarken bile ağrı veriyordu. Güzel haber dizimde kopma falan yoktu, bağ gayet sağlamdı ve son 1,5 aydır antrenman yaptığım için bacağım güçlenmekteydi. Anlatmam zor ama bu son kazayı atlatabilmiş biri olarak bile dizimin sağlam olduğunu duymak büyük mutluluk verdi bana.

Ancak arabada ilerlerken, son birkaç yıldır olduğu gibi tırmanmak için hiç motivasyonum olmadığını fark ettim. Canım istemiyordu. Hoş son 4-5 yıldır durum böyleydi ama…

Arabayı parkettik ve top rope denemekten vazgeçtik, sadece yürüyüş yapacaktık.

Hisarcık kanyon tabanı, delicesine gelen suyun gücüyle büyük etki altında kalmıştı. Ağaçlar kökünden sökülmüş, kırılmış, yatmış, derenin kimi yerleri süpürülmüşken, kimi yerlerine taş ve kum yığılmıştı.

Rotalar ve kayaları, yüksekte olduğu için etkilenmemişti.

Bu haberi ilk aldığımda – ki zaten kazamdan sonraydı, kendimle meşguldüm- bunların, doğal etkiler olduğunu söylemiş, o kanyonu kanyon yapan olayların da, sel, deprem benzeri doğal olaylar olduğu üzerine basmıştım. Yani bugün tırmandığımız o kayalar bile böyle olaylar sayesinde ve sonucunda oluşuyor. Elbette ki buna sebep olan “insan etkilerinin” ve insani sebeplerin de fevkalade farkındaydım. Su-Meru’nun bu konuyla ilgili değerli görüş, tespit vedeğerlendirmelerine bakabilirsiniz.

Hisarcık Vadisi'ne 10 aylık bir aradan sonra ilk kez gittim.

Doğa, insanların pisliğini her zaman olduğu gibi insanların üzerine kusuyor, bundan kaçış yok, yaşanabilecek başka gezegen de yok.














2 yorum:

Ali Değer Ozbakir dedi ki...

Güzel haber. Tekrar büyük geçmişler olsun.

Son yıllarda çok da içimden gelmiyor diyorsun ya, acaba neden öyle? Artık başka heyecanlar mı istiyorsun, yoksa yaşadıklarını zenginleştirecek sosyal şartlar mı seni uzaklaştırıyor. Ya da şöyle sorayım; sen mi uzaklaşıyorsun, yoksa seni uzaklaştırıyorlar mı?

Pek çok sevgiler,
Ali

tRAD dedi ki...

Merhaba Ali,

Aslında pekçok şeyin birleşimi gibi ancak temelde "yalnızlık" ve motivasyonu destekleyip, yükseltememe gibi görünüyor.

Tırmanışı benim seviyemde veya benden ileride olan, izlerken ilham alacağım, motive olacağım, "gaza geleceğim" "en az bir" arkadaşım yok maalesef yakın çevremde.

Tırmanışı hiçbir zaman bırakmak istemiyorum, asla ayrı kalamam, kalmam. Ancak bu bahsettigim etkilerle desteklenen durum, beni "camiadan" da bir miktar sogutuyor.

Bosa ziyan etmeden, iyi kullanmam gereken zamanım, esimle ve/veya yalnız yapabildigim baska bazı aktivitelere kayıyor.

Sevgiler benden!
N.