hisarcık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hisarcık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2023 Salı

Hisarcık Vadisi Tırmanış Rehberi


Bir rehber en başından beri sözkonusuydu, hep konuşulmaktaydı, her zaman aklımın bir köşesindeydi. Yine de hep biraz çekimserdim. Paylaşmalı mıydım? Yitik, zayıf, bugünün dopamin esiri insanlarını vadiye çekmeli miydim?


Acele etmedim, rotaların artmasını bekledim. Hisarcik'ta yeni rota tırmanmak, rota sayısını artırmak kolay değildir. Mesele kaliteydi, kantite değil.


Sonra 2020'de, pandemi dönemi bilgileri derlemeye başladım. Bu vadide 20 yıldır yapmakta olduğum tırmanış, tamamına yakın vaziyette kayıtlıydı. Arkadaşlarıma ait birkaç küçük eksiği de toparladım ama yine de bir kitap formuna çevirmek kolay değildi. Bu vadide 20 yıldır tırmanıyordum. Kimseye eyvallah demeden, kendi benimsediğim en basit, en ilkel birkaç ana temel üzerinde ama hiç şaşmadan, keyifle diş sıkıp, kendimi hırpalayarak... Tırmanmıştım işte, kitabı da ben yapardım, ne olacaktı ki?


Rotalar, fotoğraflar, içerik, dizgi... Hepsini yaptım.


Niyetim PDF formatında herkesle ücretsiz paylaşmaktı. Arkadaşlarım, "Sen iyi niyetlisin ama kimse kıymetini bilmeyecek, bu şekilde yapma" dediler. Haklılardı. Bu vadi ve tırmanış, hem masanın üzerine konulacak fiziki bir formu hak ediyordu hem de oğluma bırakabileceğim değerli bir kitap haline dönüşmeliydi.


Birinci sınıf kuşe kağıda, pırıl pırıl basılmalıydı!


Bu yirmi yılda tırmanırken kimsenin yardımına ihtiyaç duymadım ki, neden verecekleri 3-5 kuruş için sayfalara reklam talep edecek firmalara konuyu açayım?


Rotaları tırmandım, kitabın her şeyini yaptım, baskı maliyetini de üstlenebilirdim. 

Para kazanmak gibi bir derdim yok.


Bana fikirler vererek kitabın son adımlarına ön ayak olan, matbaayı ayarlayan ve kapak düzenlemesini yapan Mustafa Ibakorkmaz ve baskıyı yapan Orka Matbaası'na bu konular için teşekkür ederim.


Onun dışında bu kitabın hazırlanması ve basılmasında teşekkür edeceğim kimse yok. 


Sadece desteğiyle yanımda olan Abdurrahman Aydemir'e teşekkür ederim.


Uzun yıllardır alpinizm ve kaya tırmanışı ile ilgileniyorum. Haliyle camiayı da tanırım bilirim. Benzer çalışmalar yapan dostlarıma hep destek oldum, her girişimin ne kadar zorlu olduğunu hep bildim. Kitap bastılarsa, dağcılıkla alakalı olmasa bile muhakkak satın aldım. Bana genellikle imzalı da gönderdiler, bu yüzden genelde evde aynı kitaptan iki tane olabiliyor. 


Vadide yirmi yıl akıtılan kan, ter ve gözyaşı bir yana, kitap basabilmek bambaşka birşey. İnsan paylaşılsın istiyor...


Bol miktarda var, istemeniz yeter.



25 Mart 2020 Çarşamba

Yılın kayak turları, kısa.

Bu yıl kayak sezonu gerek karın yağdığı zamanlar, gerekse benim seyahat durumlarım nedeniyle çok da parlak değildi.

Erciyes'e gittim.




Cheers mate!





Bulgaristan'da Peak Kom diye bir yere gittik. Güzel ağaçlar içinde, yaklaşması görece kolay ve farklı bir deneyimdi. yaklaşık 1,5 saat tırmanmak güzelken ardından kayış oldukça kısa ve sonrasında bağlandığı uzun düzlük oldukça kısaydı. Bizim Türkiye'deki dağlar ve dağ kayağı imkanlarımızın ne harika olduğunu bir kez daha farkettirdi bana. Örneğin Erciyes, elbetteki tırmanması öyle pek kolay değil, lifleri kullandıktan sonra durumunuza göre 3 ila 5 saatte, 3900 m civarlarındaki zirveye çıkıyorsunuz ve tabi daha güzeli ardınan yaklaşık 2000 m irtifayı tamamen inecek şekilde sürekli kayma imkanı veriyor size. Nefis.

Peak Kom


Ardından çok kısa Aladağlar yaptık.


Hodgkin-Peck Kulvarı harika görünüyor
Mangırcı Vadisi



Erciyes'e çıktım. Zemin şartları inanılır gibi değildi. Geçen yıl hemen hemen aynı tarihte, kayak kramponu bile takmaya lüzum görmeden zirveye çıkmış ve kayarak inmiştim. Bu yıl şartlar o kadar kötü, zemin öylesine donuk ve sertti ki  daha kulvarın hemen girişinde kayak kramponlarımı taktım. Biraz yükseldim ancak çok dik ve mermer gibi sert zemin kramponların düzgün kullanımına izin vermiyordu. Yeni kayaklarımın da geniş oluşu, zemine uygulayabildiğim momenti düşürüyor ve beni çok zorluyordu. Bu da beni  çok yavaşlattığı için kayakları çıkarıp, sırtıma almanın daha doğru olacağına karar verdim. Böyleliyle daha dik ve hızlı yükselebilecektim. Buraya kadar herşey doğruydu ama zemin o kadar sertti ki, ayaklarımın ucu için güvenilir, minik bir yer açabilmek için en az 2 hatta 3 kere tekmelemem gerekiyordu. Bu eylemi Hörgüç Kaya'ya kadar her seferinde yapmak, sırtta ağır kayaklar ve ayakta oldukça ağır botlarla gerçekten zor ve çok yorucu oldu. Ek olarak, ne ayağımda krampon ne de elime kazma vardı. Herhangi bir denge yitimi ve düşme durumu hiçbir şekilde istemeyeceğiniz bir şey olurdu. Bölgeyi, oradaki dikliği bilenler beni anlayacaktır. O mermer gibi zeminde birkaç yüz metre boyunca düşmek istemezsiniz. Ürkütücüydü.



Yukarı çıktıktan sonra rahatlayacağımı, inişin güzelce kayarak olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Şeytan Deresi'de aynı durumdaydı. O eğimdeki bir mermer zemin üzerinde kaymaya teşebbüs etmek keyiften çok tedirginlik veriyordu. En azından benim için...


Bir hafta kadar kötü giden havanın ardından, güze kayak koşulları umarak 22 Mart tarihinde Erciyes Hacılar tarafında gittim. Dağ mükemmeldi. Biraz geç, saat 11:00'e doğru gitmeme rağmen dağ o kadar tenhaydı ki, koca dağ ve tesis benim için açılmış gibi hissettim.


Ve kar koşulları kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. Gondoldan iner inmez pist yanındaki bol kara girebiliyor, ortadaki küçük bağlantı için pisti kullandıktan sonra tekrar pist dışına çıkıp, en aşağıya kadar yine nefis toz ve bol kardan devam edebiliyordunuz. Hissettiklerimi şöyle ifade edersem herhalde yanlış bilgi vermiş olmam: Erciyes kayak tesislerinde, kışın bile böyle şartlar görememiştim ben! Ve evet tarih 22 Mart 2020 idi.

Ardından aldığım bir haberi değerlendirdim ve daha önce hiç kayma imkanı bulamadığım, üstelik bu yıl da kaçırdığımı düşündüğüm Ottoman liftine gittim. Hacılar Hisarcık bağlantısı bu yılın tamamında olduğu gibi kopuktu ve kayarak gitme imkanım olmadı. Araba ile geçtim.

Burada da pist dışı kaydım. Daha çok kayakçı vardı ama lifte yalnız binmeme engel olacak kadar değil. Sanıyorum dört tur kadar kaydım, saat 14:30'a yani liftin kapanma saatine yaklaşıyordu ama ama sıcak nedeniyle ıslanıp, yumuşayan kar ve bolca bırakılan izler nedeniyle zaten kayış keyfi kaçmıştı. Hisarcık tarafı daha iyiydi ama Ottoman'ı da görmüş oldum.

Kaçkar, Erzurum ve belki de Van'ı  içeren bir doğu seferi planlamıştık ama ciddileşen Covid-19 salgını nedeniyle iptal ettik.










24 Kasım 2019 Pazar

Dağ Havası, 24.11.2019

hisarcik.tripod.com sayfası duruyor ama kazadan beri 5 yıl geçti, pek de münasebet gereğim kalmadığından bu yeni hattı oraya giremedim. Şifre falan kaybolmuş.

Yeni yeni tekrar döndüğüm tırmanışa, hem benim seyahatlerim hem de Kayseri'de tırmanabildiğim tek tük arkadaşlar müsait olamayınca tekrar dört haftalık bir ara girmişti.

Bugün sabahtan vadiye girdik. Şöyle bir yürüyüp, rotaları ziyaret ettik, nostalji yaşadım, güzel duygular aldık ama bu soğuk günde zaten formdan uzak vücutları acımasız hatlarda hırpalamak yerine son geldiğimizde aklımızdan geçen bazı kısa ve kolay (!) hatlara girerek, yeni birşeyler çıkalım ve macera yaşayalım istedik.

Bu hatta önce Oğuzhan Çaylak girdi, biraz erken havlu attı. Ardından ben, aşağıdan zorca olduğunu hissettiğim bölümde, yer yer ipe oturarak ve hiç de hazır hissetmediğim şekilde hattın yarısını yükseldim ama fazlaca ipe oturmuştum ve böyle tırmanmayı sevmediğimden inmeye karar verdim. İyiki de inmişim çünkü ne kadar zor ve süper çürük bir etabın beni beklediğini sonra görecektim.






Ardından birer kahve içtik ve bu sefer gerçekten kolayca bir hattı çıkalım ve yukarıdan inerek ilk hattaki malzemeleri toplayalım diye düşündük.

İpe yukarıya dik çekmek üzere, soldaki rampa yerine dik bir hata girdim ve burası oldukça (rotanın ger kalanıyla tezat) zorluydu.



Hemen sonra aşağıdan da (ve fotoğraflardan da anlayacağınız şekilde) görüldüğü üzere müthiş bir çürüklük başladı. Dihedralimsi yapı sayesinde fena değildim ve hatta -hasta kafa- epey de keyif alıyordum ama çürüklük gerçekten ölümcül boyutlardaydı. Bu nedenle bana hissettirdiği şekliyle rotaya "Dağ Havası" ismini yakıştırdım. Aladağlar'daki  çürük, bol tırmanışlı kimi duvarları hatırlatmıştı bana. Ancak Aladağlar'daki hiçbir duvar asla bu kadar çürük olmamıştı. Bir ara Dağ havası yerine acaba "Kuru Ekmek" mi desem diye de düşündüm çünkü kupkuru bir ekmeğin iç yapısında tırmanıyormuşsunuz gibi hissetiren bir rotaydı.




Yukarı çıktım, Oğuzhan yanıma geldi ve yan tarafta kalan malzemelerimizi de almak üzere oradan iniş yaptık. Tırmanış şeklimi beğenmeyip aşağı indiğim noktadan başlayıp yukarı devam eden etap, ben üzerinden inerken bana derin bir oh çektirdi doğrusu! Hem oldukça zor hem de çürüklüğü inanılmazdı. Üst üste yığılmış yassı taşlardan ibaret bir yüzeydi. İyi ki devam etmemişim, vazgeçmek bile başlıbaşına bir mesele olacaktı.

Oğuzhan Çaylak

Dağ Havası, yaklaşık 20 metrelik, büyük kısmı süper çürük IV derece zorlukta bir rota oldu.

Ben zaten asla tekrar girmem ama tekrar göreceğini de sanmıyorum. Küçük ama çok önemli bir uyarı olarak, IV derece, yani kolay olduğunu düşünerek ısınmak için veya kolay olduğu için girişilecek (acemiler) bir rota değil. Süper çürük!

Keyif aldım mı? Elbette! Tekrar girer miyim? Hayır.