9 Haziran 2017 Cuma

Kilian Jornet Everest'in en hızlı çıkışını yaptı

Geçen şu son bir kaç ay insanoğlu, onun limitleri ve neler yapabileceği konusunda, dağcılık ve kaya tırmanışı ekseninde inanması güç işlere sahne oldu.

Bunların en önemlilerinden biri de, Everest'te tırmanış zamanlarının resmen tozunu attıran Kilian Jornet oldu.



Kilian Jornet dünyanın en iyi ultra maratoncularından birisi, belki de en iyisi.

http://www.kilianjornet.cat/en/blog/

Everest'e veya herhangi bir çok yüksek dağa tırmanmak başlı başına zor bir işken, Kilian Everest'e tam bir hafta içinde iki kez, bilinen en hızlı sürede tırmandı. Bunu yaparken hiçbir şekilde oksijen ve sabit hat kullanmadı.Oksijen ve sabit hat kullanmamanın anlamını yüksek irtifa ile ilgilenenler bileceklerdir.

İlk tırmanışını 21-22 Mayıs 2017 tarihlerinde, 5100 m deki Everest Base Camp'tan zirveye 26 saatte ulaşarak ve 6400 m'deki Advanced Base Camp'e dönerek tamamladı. 7700 m'lere kadar iyi gelen ama daha sonra mide problemleri nedeniyle yavaşlayan Kilian zirveye gece ulaştı ve ABC'ye dönerek dinlenmeye çekildi. Bu bilinen en hızlı tırmanıştı!

Dünya onun bu müthiş performansını konuşurken Kilian dinleniyordu. Kendini iyi hissetiğini (!) söyleyen Kilian, kendisinin "Summits of my Life" projesi kapsamında, daha da iyisini yapabileceğine inanıyordu ve tekrar, 27 Mayıs 2017 tarihinde, 6400 m'deki ABC'den başlayarak, yine yapay oksijen ve sabit hat kullanmadan(-ki bu onu yavaşlatırdı), bu kez sadece 17 saatte, Everest zirveye ulaştı! Tekrar ABC'ye döndüğünde toplam süre 29 saat 30 dakika idi.

Ne kadar kolay değil mi? Bir çırpıda yazıp bitirdim. Ama öyle, Kilian Jornet'de Everet tırmanışını bir çırpıda bitirmiş, bizlerin ufkunu açmış ve sapasağlam şekilde aşağıya inmişti. Elbette ben de yazsam çok daha uzun sürer ama bu kısacık yazıyı yazarken bile yoruldum diyebilirim. Elbette Kilian'da parkta koşar gibi yapmamıştır bu işi. O da yorulmuş, zorlanmıştır ama tüm bu büyük başarısına rağmen, bir başka önemli noktayı daha ortaya koydu:

Yıllardır karşılaştığım bir durum ve sorular vardı. Bütün bunlar aslında dağcılık ve tırmanışı yükseklik (irtifa) ile bağdaştırıyor ve en yükseğin her zaman en zoru olduğu şeklindeki bir algıyı insanların zihnine yerleştiriyordu. Bunu anlatmak ve hatta anlatmaya çalışmak kerşılaştığım zor durumlardan biriydi. Everest'in kuzey ve güneyindeki bu rotalar "belli bir seviyeden" asla daha teknik ve zor rotalar değiller. Yüksek irtifada oluşun bütün zorluklarını elbette ki içeriyorlar ve bunlar başlı başına büyük şeyler. Everest ve benzeri dağlarda "bilindik rotalarda" yapılan tırmanışlar, bugün artık kendi turizm sektörünü de  yaratmış durumda. Sözlerim yanlış anlaşılmasın ama yıllar önce uzaya çıkma ve aya ayak basma şeklinde başlayan süreç, bugün uzaya turist götürme seviyesine geldi. Kilian'ın bu müthiş performansı, insanoğlunun neler yapabileceğine yen bir kanıt getirmekle birlikte, aşağıdan zirvesine 17 saatte çıkılabilen Everest'i, "ay şöyle zor , böyle zor" diye herkesin önüne serdi.

Yazımın üst kısımlarında belirttiğim gibi, yüksek irtifa dağlarına tırmanmanın objektif ve subjektif tonla zorluğu ve riski var, en kolayı bile çok zor. Ama biz sıradan insanlar en komik işleri bile büyütmeyi çok seviyoruz, Kilian herkese "Hşşşş, adam olun!Bakın Everest'e bile 17 saatte çıkılabiliyor" mesajı verdi.  😁 👆👆👆👊👊👊




5 Haziran 2017 Pazartesi

El Capitan free solo çıkıldı!

Tarihe Not:

El Capitan Freerider rotası, Alex Honnold tarafından tarafından free solo çıkıldı. 03.07.2017
3:59

Tommy Caldwell yorumu "Moon landing of free soloing."

Alex Honnold'un ne muthiş bir tırmanıcı ve kişilik olduğunu, tırmanışa aşina hemen herkes bilir. Böyle bir çıkış kimden beklenir diye sorulsa, hemen herkesin aklına gelecek ilk isim o olurdu. Ancak ismi üzerindeki bütün bu hare, sadece çok iyi bir tırmanıcı olduğu için oluşmamıştı. Sadece çok iyi bir tırmanıcı olmak böyle bir iş için yetmezdi. Alex Honnold bu tırmanış için çok çalışmış, hemen her ip boyunu en ince noktasına kadar tahlil etmiş ve eminim ki defaeten tırmanmış. Ardından elbette ki bu çalışma onun "uçlarda iyi" tırmanıcılığı ve süperserin kişiliği ile birleşmiş ve bence zerre kadar tereddüt taşımadan tırmanışa başlamış. Zaten kendisi de "serbest tırmanırken korkuya kapılmam, bu hiçbir şeye fayda etmez" der.

Benim için muazzam etkileyici, tarifini doğru yapamayacağım inanılmaz bir his bu tırmanışa -uzaktan da olsa- şahit olmak. Sadece bu tırmanışın yapıldığı dönemde yaşıyor olmak bile çok büyük bir şans ve kazanç.

Tırmanışın bu en saf ve en doğal şekliyle gerçekleşen, en ufak bir yanlışlığın hayat ile ödeneceği bu tırmanış gerçekten büyük, çok büyük bir olay. Tekrarı gelir mi, gelirse ne zaman gelir hiç bilemiyorum.

Çok yaşa Alex!

Tom Evans'ın elcapreport.com sitesindeki paylaşımı da yazı ve fotoğraflarıyla bir harika.